DERGİ

Babasının Peşine Takıldı

Televizyon haberciliğinin baba-kızı, Ankara’nın tecrübeli kameramanlarından Cezmi Sayılgan ve televizyon muhabiri kızı Sabahnur... Konya’daki Zümrüt Apartmanı çöktüğünde yıl 2004. Henüz 10 yaşındaki Sabahnur, bu haberi alıp apar topar hazırlanan babasına yaygarayı basıyor ve bir şekilde peşini takılıyor. Usta kameraman ve kızını aynı meslekte buluşturan hikayenin satırları burada başlıyor.

Röportaj: Aytekin Polatel

Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı

 

Sizi tanıyabilir miyiz?

CS- Cezmi Sayılgan. Evli iki pırlanta evlat sahibi. Haber kameramanı.

SS- Sabahnur Sayılgan, 23 yaşındayım. Kırıkkale Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı mezunuyum. Meslek hayatıma ilk adımı, üç yıl önce attım. Üniversite döneminde CNN Türk ve FOX TV‘ de kısa süreli stajyer muhabirlik yaptım. Stajyerlik döneminin ardından bir yılı aşkın süre BEYAZ TV’de haber muhabiri olarak çalıştım. Muhabirliğin yanı sıra kongre ve konferans sunuculuğu gibi deneyimlerim de oldu. En büyük sınavı ise en son çalıştığım yerde, Cihan haber ajansında verdim. Kayyum tarafından yönetilen yeni ekibin içerisinde yer aldım. Ajans muhabirliği maceram malesef üç ay sürdü. Şu an çalışmıyorum ama umudumu da kaybetmedim. İşimi seviyorum, mikrofonu seviyorum, çocukluk hayalime ihanet etmek istemiyorum. Sabırla bekliyorum...

Mesleğe ne zaman başladınız? bu meslekle tanışmanız nasıl oldu.?

CS- 1988 yılında Ankara‘da Rüzgarlı Sokak‘ta akşam gazetesi olarak çıkan Tasvir Gazetesi‘nde,amatör spor takımlarını takip ederek başladım.

 

BABA MESLEĞİ HAYALİM OLDU

Bu mesleği neden seçtiniz?

SS- Gazetecilik mesleği benim için zor bir tercih değildi. Hangimiz küçükken babamızın iş yerine gitmedik?  Babalardan etkilenmemek, onlara özenmemek mümkün mü? Hem mesleğine olan saygısı hem de yaptığı çalışmalarıyla, babam benim rol modelim oldu. İlkokul zamanlarımda hafta sonu tatilinin gelmesini iple çekerdim. Eğer gündem yoğun olmazsa babamın peşine takılır, iş yerine giderdim. Mikrofon elimden düşmezdi. Bazen mikrofonum bir kumanda olurdu bazen bir tarak… Kimi zaman ayna karşısında kimi zaman ailemin karşısında, onlara anlatacak bir şey mutlaka bulurdum. İlkokulda okuma bayramlarında, ulusal bayramlarda sunucu hep ben olurdum. Gazetecilik mesleğine dair hep bir heves, heyecan ve merak vardı içimde. Tabii bu gazeteciliğe olan merakımda biraz da rahmetli babaannemin katkısı oldu.

Gazetecilik mesleği benim için zor bir tercih değildi ve gazetecilik mesleğini seçmemdeki en büyük etkenin baba mesleği olmasıydı, küçük yaşlarda mesleğe olan merakımdı.

 

BABAMIN PEŞİNE TAKILDIM

Hatta bu öyle bir meraktı ki, takvimler 2 Şubat 2004’ü gösteriyordu ve ben 11 yaşında babamın başına öyle bir bela olmuştum ki… Bir bayram akşamıydı, evimizdeydik. Babama aniden bir telefon geldi. Bayram sevincini yasa boğan o haber Konya’dandı. Konya’da 11 katlı bir apartman (Zümrüt apartmanı) çökmüş ve çok sayıda ölü ve yaralıların olduğunu öğrenmiştik. İlk duyduğumda çok ürkmüştüm. Bir an gözümde canlandı, bayram akşamı gelen bu acı haberden etkilenmemek elde değildi. Babam apar topar hazırlanıp evden tam çıkacakken nedendir bilinmez, ondan olmayacak bir şey istedim. ‘Kapının önüne dikildim beni de götür’ diye ağladım. Başta karşı çıktı ama baktı ısrar ediyorum, takıldım babamın peşine. Tüm mesleki riskleri göze aldı ve birlikte çıktık yola. Sürekli arabanın radyosundan geçilen haberlerdeydi kulağımız.

Ve saatler sonra olay yerine ulaştık.11 katlı bina tamamen yerle bir olmuş. Gözlerime inanmadım olanı biteni anlamaya çalışıyordum. Ortalığı toz duman kaplamış, gecenin sessizliğini çığlık sesleri bozmuş, ambulansların biri gidip biri geliyor… O sesler ki hala kulağımdadır. Enkaz altında kurtarılmayı bekleyenler, enkazdan kurtulup yakınlarını korku dolu, endişeli gözle, büyük sabırla bekleyenler ve oradaki atmosferi, acıyı, gerçekleri o zor koşullarda kamuoyu ile canlı yayın yaparak paylaşan gazeteciler… Daha sona beni otele götürdüler.  Haberleri televizyon takip ettim. O yaşlarda çok özel bir deneyim olmuştu benim için.

Türkiye’nin sürekli değişen bir gündeminde acıyı, öfkeyi, sevinci kısacası kamuoyunu aydınlatacak her şeyi en doğru, tarafsız ve objektif bir şekilde insanlara servis etmek için bu mesleği seçtim.

Çocuğunuzda bu mesleği yapıyor, sizin bir etkiniz oldu mu?

CS- Yıllar öncesi bir bayram akşamıydı. Akşam saatlerin de bir telefon geldi: Konya’da  bir apartman çökmüştü… Hemen çıkmak için hazırlanıyordum. O tarihlerde henüz on yaşlarında olan kızım benimle gelmek istedi. Yaşı nedeniyle gelmesini istemesem de ısrarını kıramadım… Belki de o seyahat onun bu mesleği seçmesinde dönüm noktası oldu. Benim bilinçli bir etkim olmadığını düşünüyorum. Ancak mesleğin albenisine bir de babasının sektörde çalışması eklenince istemeden de olsa kızımın meslek seçiminde etkili olduğum sonucu ortaya çıkıyor.  

 

AYNI HABER HAYALİ

Bu mesleğin sizin için anlamı nedir?

CS- Tek kelime ile anlatmak gerekirse ‘Tutku’dur. Herkes görür ama kameraman gözüyle olaylara ve dünyaya bakmak farklıdır. Bunu bir kere öğrendikten sonra bu sizin tutkunuz olur ve hayatınız bu tutku etrafında şekillenir.

Bu mesleği seçerken bir hayaliniz var mıydı?

SS- Bence dünyanın en güzel,  en özel mesleği gazetecilik. Elbette bir hayalim vardı. Hayalim, çıktığım bu haber yolculuğuna babamla birlikte devam etmek.  Bir gün Cezmi Sayılgan’ın haberini anons ederek, ‘Sevgili seyirciler, kameraman Cezmi Sayılgan’ın özel görüntüleri geliyor ekranlarınıza’ demek.

Mesleğinizi yaparken zorlandığınız anlar oluyor mu?

CS- Her mesleğin olduğu gibi Haber Kameramanlığının da zorlukları var. Herkesin evinde ya da sıcak koltuklarında izlediği olayları biz içinden takip etmek durumundayız. Bu olay bir basın toplantısı olabileceği gibi kavga çıkan bir miting ya da çatışmaların yaşandığı bir savaş alanı olabilir. Ancak bizim asıl zorlandığımız anlar beden yorgunlukları değil ölümle yaşam arasında gidip geldiğimiz anlarda sevdiklerimize ne olacağı düşüncesidir.

Mesleğinizin güzel yanları var mı?

CS- Çok… Yaklaşık 30 yılını bu mesleğe vermiş biriyseniz Türkiye’nin yakın tarihinin en canlı örneklerinden biri de sizsiniz demektir. Çocuklarımızın kitaplardan okuduğu yaşıtlarımızın ise televizyonlardan izlediği pek çok olaya bizzat tanık olmak bu mesleğin en güzel yanlarından biridir. Aynı zamanda Cumhurbaşkanlarından bakanlara kadar pek çok sima ile tanışma sohbet etme ve yeri geldiğinde soru sorma imkanı bulmak da herkese nasip olmayacak bir imkan. Mesleğin zor olduğu kadar güzel yanları da var.

Ancak bunu genelden özele indirgediğimizde benim için en güzel yanı ‘‘kızım Sabahnur ile aynı mesleği paylaşmak“ derim. Pek çok haber kameramanının duymaktan en çok hoşlandığı cümlelerin başında çektiği özel bir görüntünün yayına verilme aşamasında “Kameraman arkadaşım Cezmi Sayılgan’ın görüntüleri” denmesidir.  Bu benim için de böyle. Hele hele bunu meslektaşınız olan kızınızın ağzından duymak benim en büyük hayalim.

 

ENGEBELİ BİR YOL, AŞACAĞIM

Peki daha yolun başındasınız, nasıl hayal ettiğiniz gibi gidiyor mu?

SS- Evet, daha yolun başındayım. Önümde uzun ve meşakkatli bir yol var. Öğrenecek çok şey var bunun da farkındayım. Aslına bakarsanız benim için meslek çok heyecanlı başladı. Sürekli değişen bir gündem ve şu anda içerisinde bulunduğumuz durum, meslek hayatımda hatırlayacağım çok önemli anılar yaşattı bana. Bir haberci için belki de unutamayacağı en büyük anı, evinin üzerinden jetler helikopterler geçerken, haberci babasıyla iş yerine nasıl gideceğini düşünmesiydi. Malum hain darbe girişimi gecesinden bahsediyorum. O kara gecenin sabahı haber müdürüm beni en büyük can kaybının yaşandığı yere, Gölbaşı Özel Harekat Polis Akademisine gönderdi. Çok gergin bir ortam vardı. Her zaman inandığım şeylerin peşinden koştum. Ama inanıyorum bu yol tozlu ve engebeli bir yol... Elbet aşacağım sabrımla ve inancımla... 

DOĞRULUĞUNA İNANMADIĞIN HABERİ YAPMA

Babanızın tavsiyeleri oluyor mu?

SS- Öncelikle babamı çektiği görüntüleri izlemek,  önemli kişilerle yaptığı telefon konuşmalarına şahit olmak, gazeteciliğin ve gazetecinin gücünü anlamama yetti. Her zaman onun eleştirilerini önemsiyor ve tavsiyelerine de mutlaka uyuyorum. Beyaz TV’ de ekran önünde olduğum zamanlar, kamera karşısındaki hareketlerimden mikrofonu nasıl tuttuğuma hatta ve hatta nasıl giyinmem gerektiğine kadar birçok konuda uyarıyordu. Tabii eleştirirken biraz da acımasız olabiliyor.

Siz ona tavsiyeleriniz oluyor mu? Nelerdir?

CS- Ona tek biir tavsiyem var, sık sık dile getirdiğim. Arkasında duramayacağın, doğruluğundan emin olmadığın hiç bir haber yapma. Kızımın da bu noktada hakkını teslim edeyim, işini doğru dürüst yapıyor yapmaya da devam edecek.

 

KIZIMI MESLEĞİN ZİRVESİNDE GÖRMEK İSTERİM

İleride kariyer hayaliniz nelerdir ?

SS- Eğer mesleğiniz gazetecilikse ve siz elinize o kalemi aldıysanız, heyecanlı bir o kadar da sıra dışı hayat sizi bekler. Hedefim ileride başarılı bir sunucu olmak, güzel işlere imza atmak. Bu işin mutfağında yetiştiğime inanıyorum. Bu meslekteki başarının sırrına da mutfaktan geçtiğinin de farkındayım ama öğreneceğim daha çok şey var. 

Belki çok erken ama siz de çocuğunuzun bu işi yapmasını ister misiniz?

SS- Sevdiğim işi yapıyorum ve ailem benim tercihlerime hep saygı duydu, yanımda oldu. İleride eğer çocuğum da bu işi yapmak isterse bende tıpkı babam gibi ona bu yolda eşlik edebilirim, neden olmasın...

Çocuğunuzu ileride nerede görmek istersiniz? 

CS- Mesleğinin zirvesinde.  

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola