DERGİ

“ÇEKTİĞİNİ KİMSEYLE PAYLAŞMA”

Kayarlar’ın genç foto muhabirlerine tavsiyesi...

Kayarlar’ın genç foto muhabirlerine tavsiyesi:

 

“ÇEKTİĞİNİ KİMSEYLE PAYLAŞMA”

 

Spor fotoğrafı konusunda Türkiye'de adı saygı ile anılan ustalar arasında yer alıyor Şafak Kayarlar. Spor Toto Spor Fotoğrafları Jüri koltuğuna da oturanKayarlar’a göre, spor fotoğrafçılığında dünya ile yarışır hale geldik ama spor muhabirliği istihdamında yaşanan daralma sektör için umut vaat etmiyor.

 

 Spor fotoğrafı konusunda Türkiye, dünya örnekleri ile kıyaslanınca nerede?

 

Yaşlı foto muhabiri tiradıyla başlayalım:"Autofocus var artık... Mertlik bozuldu... Çekilen her şey net!"

Gerçeği de söyleyelim: İlk başladığım dönemler autofocusyerine "bilek" vardı... Netlik yapmak zordu... Yıllar geçtikçe refleksler zayıflıyor, eski abiler zorlanmaya başlıyordu doğal olarak...Şimdi, "eski abi"oldum ama ben hiç zorlanmıyorum.Autofocus var, her şey net...Şartlar tamamen değişti.O zamanlar; "Maçı kurtar, günü kurtar"dı. Şimdi iş başka; Beklenti farklı, zorluğu farklı... Arena adını alan yeni statlarda, foto muhabiricengaver gibi. Herşey isteniyor ondan...Golse, gol... Kırmızı kart çıktıysa, kırmızı... Stadın dışında olay varsa mutlaka o da olmalı...Yani, 4 köşede de, dışarıda da gözün olacak artık...

O zamanlar...

Dünya bizden çok ilerde "Uzay Çağı"nı yaşıyordu. Kale arkasında, çekirdek çitleyip gol çektiğimiz Eski Çağ'dan, 300 mm objektifleri keşfedip "aksiyon" peşinde koşmaya başladığımız Yeni Çağ'a atlamıştık.

Sayfa sekreteri, yabancı ajans fotoğrafına hayran hayran bakar, "Böyle çekilir işte" diye bize gösterirdi...

"Avrupalı" foto muhabirlerine o zamanlar yaklaşmıştık ama bir türlü "Uzaylı" olamadık...

Hep, yabancı ajanslar iyiydi...Biz, arayı kapatmaya çalışan jenerasyonduk... Artık kapandı arada mesafe kalmadı.O zamanlar, ancak ajanslardan gelen fotoğrafların daha iyilerini, şimdi benim "evlatlar"ın imzasıyla gazete sayfalarında görüyorum...Hatta "gözü farklı gören" yeni gençleri de zevkle izliyorum...

 

Genç spor muhabirlerine tavsiyeniz var mı?

Bana "Ne yapmalıyım ?"diye soranlara önce "Çektiğini kimseyle paylaşma" diyorum. "Sen de alma ki, diyet ödemek zorunda kalmayasın..." Şartların, seni ne kadar zorladığını biliyorum..."Ama yine de alma!" "Elindeki malzeme belli... Size ayrılan alanlar sınırlı... Herkes, aynı yerde durup, aynı şeyi çekiyor. Farklı olmaya kafa yor" diyorum...

 

Çok başarılı spor foto muhabirleri var. Ama spor basınında fotoğraf ve haber kullanımı, üç kulübün içerisinde kalıyor. Fotoğrafa ve spor foto muhabirliğine etkisi ne bu durumun?

30 yıl Galatasaray muhabirliği yaptım... Bunun iyi tarafı, kulüpteki her şeyi bilirsin. Ama diğer branşlardan uzaklaşırsın. Gönül istemez mi, daha fazla atletizm çekeyim... Yahutaçık deniz yelken yarışlarında, gün batımı kovalıyayım.Ya da Halter şampiyonası takip edip "uzaylı" foto muhabirleriyle yarışayım.Ama hepimiz için realite ortada: "3 kulüpten birinin sorumluluğuna talibiz..." Para kazanmamız lazım...

 

Basında spor foto muhabirliği nasıl gelişir?

Ben, maalesef gelişmenin, en azından yakın bir gelecekte olamayacağı kanaatindeyim.Bir spor servisinde, eskiden en az 4-5 foto muhabiri çalışırdı... Şimdi 1 tane yetiyor... Hatta bazı gazetelerde, bir bile fazla... Kulüpler fotoğrafçı çalıştırmaya başladı... Ne de olsa kontrol iyi şeydir...Yabancıyı eve sokup, evdeki kavganın herkese yayılmasına sebep olacağına, gazeteciyi, kapının dışında bekletip, kulüp fotoğrafçısının çektiklerini, bir de süzgeçten geçirip yayınlatmak daha akıllıca değil mi?Böyle düşünüyorlar.Ajanslar da çok başarılı zaten... Hemen her yerden, her fotoğrafı geçiyorlar...

 

Spor Toto Spor Fotoğrafları jüri koltuğunda oturan isimlerden biriydiniz nasıl buldunuz fotoğrafları?

Çok beğendiğim fotoğraflar vardı... Kazananlar da, hak ettikleri için kazandı...Acaba, daha çok fotoğrafa ödül verilse miydi? Diye düşünüyorum. Mansiyon falan yani... Çünkü birbirinden çok da farklı olmayan, çok yakın değerlerde, birçok iyi fotoğraf vardı.

 

Spor basınında da, sektörün her alanında olduğu gibi bir daralma olsa da, gönlünü bu işi yapmaya adayan biri ne yapmalı?

Yeni başlayan birine, meslek ne mi vaat ediyor? En iyisi olsan da her an kovulma korkusuyla geçecek bir ömür ve zirvelerde bir yaşam.

1985'te Sabah’ta başladı maceram..."Hayat bana hep iyi davrandı!" derdi rahmetli Vedat Okyar... Bana da!İşe başladığım gün kadrolu oldum...  Galatasaray'ın, Monaco'daki 1-0'lık tarihi galibiyetine tanıklık ettim... 5-0'lık NeuchatelXamax maçında, sahadaydım foto muhabiri olarak.Denize düştüm, Tanju Çolak'ın Galatasaray'a "teknede" imza attığı gün...Diğer gazetelere haber bile oldum...Galatasaray'la UEFA Şampiyonu oldum, Süper Kupa aldım...Milli Takım oldum, Kore'yi, Japonya'yı gezdim.VIP tribünün ön sırasında fotoğraf çekerken düştüm tepe üstü, havada yakaladı altımdaki seyirciler... Görev mi? Başarıldı... Uçarken havada bastım deklanşöre...

"Rüzgar kanatlı atlılar gibi geçti hayat" diye yazmış üstad Nazım Hikmet...Rüzgar gibi geçti...Aralıksız 30 yıl yaptım mesleği...Gençlere, hatta kendi çocuklarıma "Ne iş yaparsanız yapın, bu işten uzak durun" diyorum ama"Bin kere dünyaya gelsem, bin kere de bu işi yapardım." diye düşünüyorum.

 

 

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola