DERGİ

“DOĞRU FOTOĞRAF İÇİN İYİ BİR PUSULANIZ OLMALI”

Nikos Economopoulos

“DOĞRU FOTOĞRAF İÇİN İYİ BİR PUSULANIZ OLMALI”

Magnum Dergisi fotoğrafçısı Nikos Economopoulos, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin “Yılın Basın Fotoğrafları Yarışması” jüri koltuğundaydı. Türkiye’nin dört bir köşesini tek başına dolaşarak fotoğraflayan usta fotoğrafçı deneyimlerini TFMD için masaya serdi. Sorularımıza cevap veren ünlü fotoğrafçı “İyi bir fotoğraf için ruhunuzu ortaya koymalısınız yoksa unutulur gidersiniz” dedi.

Türkiye’ye daha önce gelmiş miydiniz? Antalya’yı nasıl buldunuz.

1985’te Antalya’ya ilk defa geldim. O zaman geldiğimde küçük bir kasabaydı ama şimdi çok büyük bir şehir olmuş. O zamanlar da çok güzeldi. Küçük yerlere gitmeyi daha çok seviyorum. Küçük ve orijinal yerler daha çok ilgimi çekiyor.  Türkiye’ye ilk defa 1981’de gelmiştim. O zaman 80 darbesi sonrasıydı. Hala aklımda Yeni Cami’nin önündeki askerler var. O zaman Türkiye’yi motorsiklet ile geziyordum.

Türkiye’de en çok fotoğraf çekmeyi sevdiğiniz ya da çekmek istediğiniz bir yer var mı?

Artık Karadeniz’e gitmek istemiyorum çünkü çok endüstriyel oldu ve değişti. Doğu’yu daha çok tercih ediyorum. Türkiye’yi Doğu’da görüyorum. Dil bilmediğinizde bile oralarda insanlarla anlaşabiliyorsunuz. Birbirimizin dilini anlamasak da birbirimizi anlayabiliyoruz. Daha samimi geliyor,bu söylediklerimin oryantalizm olarak algılanmaması lazım.

-Türk fotomuhabirlerini nasıl buluyorsunuz?

Bugünkü Türk fotoğrafçıları çok tanımıyorum. 80 dönemini daha çok biliyorum,ilk Ara Güler ile tanıştım.1985-90 arası Türkiye’yi fotoğraflama fırsatım oldu. Bir sürü araçla Türkiye’nin her yanına gittim. O zaman çektiğim fotoğraflarla umarım bir kitap yapabilirim. Her yeri tek başıma gezmiştim. Güneydoğu, Doğu ve Karadeniz’de çok gezdim ama önce İstanbul’a geliyordum. O zaman gördüklerim Türk fotoğrafçılığı hakkında daha çok fikir veriyordu. Şimdi genelde günlük olayların fotoğraflarını görüyorum tam olarak değerlendiremiyorum.

Biraz da kendinizden bahsedebilir misiniz? Çalışma ortamınız nasıl?

Teknik olarak Magnum ofisim Paris’te ama tam bir ofisim var diyemem. Yılın yarısını Atina’da yarısını dünyanın dört bir yanında geçiriyorum,ofis demek bir bilgisayar demek artık. Magnum’da çalışmadan önce sadece gazeteci olarak çalıştım. Magnum üyesi olduktan sonra fotoğraftan para kazanmaya başladım. Kendimi hiçbir zamanprofesyonel fotoğrafçı olarak görmedim. Birilerine hiç çalışmadım. Fotoğraf öğretmeyi seviyorum. Özgür olmayı seviyorum. Her gün fotoğraf çekiyorum bu beni özgür kılıyor. Bunu kendim için yapıyorum, profesyonel olmak demek, piyasayı bilmek ve takip etmek demek. Ben öyle yapmıyorum.

“GÖRSEL DİLİN GELECEĞİNE İNANIYORUM”

Fotomuhabirlik mesleğinin geleceğini parlak görüyor musunuz?

Bu çok zor bir soru. 1950-60’lı yıllar foto muhabirliğin en parlak olduğu yıllardı. Artık bunu göremiyorum. Çok fazla fotoğraf var. Foto muhabirliğin haber fotoğrafçılığın geleceğine çok fazla inanmıyorum, görsel dilin geleceği olduğuna inanıyorum. Bu arada bu kadar kalabalık içinde iyi fotoğrafı bulmak zor,çok iyi bir pusulanız olması lazım ki bu ortamda doğru fotoğrafı bulabilesiniz. Benim için Ara Güler’in haber fotoğrafçılığının da bir anlamı yok ama İstanbul’da fotoğrafladığı tarih beni ilgilendiriyor. O bir tarih yazıyor. Ara Güler’in haber fotoğraflarında etkili çok fazla şey yok. Ben fotoğrafın ruhuna inanıyorum bu yüzden mesleğin geleceğini çok fazla göremiyorum. Haber fotoğrafçılığı diğer meslekler gibi bir meslek. 1970’li yıllarda Life Dergisi kapatıldı, televizyonlar çıktı şimdi de internet var. Bu da haber fotoğrafçılığını öldürüyor. Bırakın fotoğrafı televizyon bile insanları etkilemiyor. Her şey internette,gelecek için en büyük tehlike, internette neyin doğru ve yanlış olduğunu anlamak imkansız. Fotoğrafçılar da internet üzerinden çalışıyor. Neyin gerçek olduğu değil insanların neye inandığı durumu var. Kalpten ve ruhla çekilen fotoğraflara ihtiyacımız var. Ruhtan gelen fotoğraflar geleceğe kalıyor.

Sosyal medyayı ne kadar kullanıyorsunuz?

Bir gereklilik olduğu için kullanıyorum. Onsuz yaşayabilsem çok güzel olurdu ama daha çok işle ilgili kullanıyorum. Çok göz önünde olmayı seven bir insan değilim. O yüzden çok fazla sosyal medya kullanmıyorum. Kendi işimi yapmayı seviyorum. Kendi hislerimi takip ediyorum ve ne yapmak istersem onun peşinde koşuyorum. Hala fotoğrafa olan merakımı koruyabiliyorum. Bunu kaybedersem ne yapacağımı bilmiyorum. Her gün çıkıp etrafıma fotoğraf gözüyle bakabildiğim için çok mutluyum.

Genç foto muhabirlere tavsiyeleriniz neler olabilir?

Buna cevap vermek çok zor. Bunu kendileri bulması gerek. Kalplerinin sesini dinlemeliler ve bunu dürüstçe yapmalılar. Diğer türlü yaptıklarınızı kimse hatırlamaz, unutulur gidersiniz. Bir doktor olarak mesleki olarak yaptığınız şey önemli ama fotoğrafçılık farklı, dürüst olmak çok önemli.

“TFMD ÇOK İYİ ÇALIŞMALARA İMZA ATIYOR”

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin etkinliği ve yarışması için ne düşünüyorsunuz?

Böyle gelecekte genç fotoğrafçılar mesleklerini nasıl sürdürecekler bilmiyorum. Günden güne azalıyor. Gazeteler artık para ödemek istemiyor. NationalGeographic gibi bir dergi bile bir iş için aylar verirken şimdi hafta veriyor. O bilemaddi desteği bu kadar düşürürse gerisini siz düşünün. Yalnızca Türkiye’de değil dünyanın her yerinde iyi fotoğrafçı azdır. Önemli olan piyasanın fotoğrafçıları nasıl gördüğü ve ne istediği? Bütün profesyonel foto muhabirlerini tebrik ediyorum, işleri çok zor ama hem kendileri için hem de kendi istedikleri fotoğrafı çekmek mümkün. Gazetelerdeki haber fotoğrafına baktığımda yarım saat sonra hatırlamıyorum. Ama Ara Güler’in fotoğraflarını asla unutamam. Bu yarışma sayesinde çok güzel vakit geçirdim. Mesleki anlamda TFMD çok iyi çalışmalara imza atıyor. Umarım genç yeteneklere ışık olur.


ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola