DERGİ

'Fotoğraf Haberdir, Haber Fotoğraftır.'

Özcan Yurdalan

Özcan Yurdalan / Nar Photos Kurucularından

Türkiye’de kolektif ajans sayısı ama sayısından çok etkisi son dönemde hatırı sayılır bir şekilde arttı. Durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğrusunu isterseniz fazlasıyla gecikmiş bir gelişme olduğunu ve sayısal artış sevindirici olsa bile gerçek bir ihtiyacı karşılayabilecek etkinlikte kalıcı/kurumsal bir yapılanmanın henüz var olmadığını düşünüyorum. “Kolektif Ajanslar” diye genel bir başlık altında toparladığınız oluşumları Fotoğraf Kolektifleri, Bağımsız Fotoğraf Ajansları ve Haber/Belgesel Hikaye Eksenli Fotoğraf Platformları şeklinde gruplara ayırabiliriz. Bunlardan bazıları bir ajanstan beklenen şekilde fotoğraf servis ederken bazıları imaj bankası gibi yapılanıyor, bazıları da gönüllü birlikteliklerin açık mecrası olarak çalışıyor. Türkiye için şimdilik birer deneme mahiyetindeki olduklarını söyleyebilirim. Gönül isterdi ki görsel haber ve belgesel hikayeler üreten fotoğrafçıların ürünleri canlı bir pazarda değer bulabilsin ve temsil edildikleri ajanslar hem editoryal işleyişe sahip olsun hem de fotoğrafçısının özlük ve ekonomik haklarıyla beraber meslek etiğini de savunabilsin. Türkiye’deki “kolektif ajanslar” henüz böyle bir işleyişe sahip olmamakla birlikte çok kıymetliler ve temel insan haklarından sayılan “haber alma ve haber verme hakkını” fotoğrafın görsel diliyle hayata geçirmeye çalışıyorlar. İnternet ortamını kullanarak etkin birer iletişim mecrası haline gelmeye çalışan bu yapıların sayısı giderek artıyor. Günümüzde bağımsız iletişim araçları vasıtasıyla özgür kaynaklardan doğru ve güvenilir haber alma imkanlarının her zamankinden daha kısıtlı hale gelmesi bu artışın temel sebebidir sanırım. Genç fotoğrafçılar dünyadan ve memleketten görsel haberler alıp vermek için sanal alemin imkanlarını değerlendiriyorlar. Ülkemiz için son derece elzem olan bu görsel alışverişin, insanlık ailesinin parçası bir toplum olarak varoluşumuzu güçlendireceğini, ülkemizin saygınlığını artıracağını düşünüyorum.

Türk foto muhabirlerinin üretimlerine bakıldığında dünyadaki örneklerinden geride kalmadığını görüyoruz. Ancak Türkiye’de kurumların fotoğrafının kullanımı, sunumu ve pazarı gibi konularda dünyadaki örneklerinin geride kalmasının kolektif ajansların doğuşunda etkisi var mı?

Türkiye’de foto muhabirlerinin ürettikleri görseller hiç de yabana atılacak işler değil bence de. Ancak bir geride kalma durumu varsa eğer onu özellikle yaygın medyada fotoğraf editörlüğü kurumunun bulunmamasına bağlayabiliriz. Basılı ve elektronik medyada fotoğraf editörlüğü işleyişine sahip olmadığımız için ve fotoğraf başlı başına bir haber medyumu olarak değerlendirilmediği için çok güçlü fotoğrafların bile kolayca harcandığını biliyoruz. Editörsüz bir görsel habercilik işleyişinden evrensel kurallar içinde söz edemeyiz. Hepimiz biliriz ki fotoğraf editörü en doğru görseli seçmeyi ve onu yayın mecrasında değerlendirmeyi bilen, bunun ilmini yapmış bir fotoğraf insanıdır. En azından muhabirin fikir ve sanat eseri mahiyeti taşıyan fotoğrafının kadrajlanarak, hatta dekupe edilerek sayfa süsü haline getirilmesine izin vermez. İyi foto muhabiri olarak yetmez. Bir haber fotoğrafı ancak editoryal süreçten geçip doğru mecrada gerektiği gibi kullanılırsa değerini bulabilir. Bir basın emekçisi olan foto muhabirinin emeğinin karşılığını hem manevi hem maddi olarak alabilmesi de bu yapı içinde gerçekleşebilir. Türkiye’de fotoğraf kolektifleri ve bağımsız ajansların doğmasında en önemli etkenlerden biri elbette foto muhabirlerinin ve ürettikleri görsellerin hak ettiği değeri bulamamış olmasıdır. “Kolektif ajanslar” bu boşluğu el yordamıyla da olsa doldurmaya çalışan önemli birer deneyim olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye’de fotoğraf üretimini ve üretilen fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz. Acı bir nokta ama sınırımızda yaşananlar özellikle çatışma bölgesinde foto muhabirliği konusunda Türk meslektaşlarımızı tecrübe sahibi yaptı. Bu yaşananların fotoğrafa etkisi oldu mu?

Son yıllarda komşularımızın başına gelenler görsel habercileri bütün riskler alarak çalışmaya yöneltti. Gel gör ki ürettikleri fotoğraflar gerektiği gibi dolaşıma girebildi mi? Hiç sanmıyorum. Foto muhabirliği sürekli yenilenmeyi, bilgi ve teknik donanım geliştirmeyi gerektiren bir meslek. Bu alanda yetişmiş deney sahibi fotoğrafçılarımızın sayısı giderek artıyor ancak küresel düzeyde ilerlemelerini sağlayacak kurumsal ve kişisel donanımdaki eksikleri hepimiz biliyoruz. Yakından izlemeye çalıştığım foto muhabirlerinden yola çıkarak söyleyebilirim ki medya çalışanları arasında en ihmal edilmiş kesim foto muhabirleridir. Kendilerini, kendi imkanlarıyla ve alanda çalışarak geliştirmekten başka şansları yok. Buna rağmen son yıllarda üretilen haber görselleri mesleki anlamda olumlu ve olumsuz örnekleri barındıran geniş bir yelpazede genç kuşaklara ve onların fotografik yaklaşımına etkili oldu. Anadolu’da oldukça yaygın olan fotoğraf kurumlarını ve çevrelerini az çok bilen biri olarak habercilik ve belgeselcilik yaklaşımının giderek daha çok kişi tarafından benimsendiğini ifade edebilirim. Bu eğilim fotoğraf kolektiflerinin ve bağımsız ajansların da önünü açan bir etki yarattı.

Kolektif ajansların Türkiye’deki durumunu nasıl buluyorsunuz. Dünya’daki örnekleri ile ne kadar bağınız var. Durum dünyada ne kadar farklı?

Alem bilir ki fotoğraf her şeyden önce bir haberleşme aracıdır. “Fotoğraf haberdir, haber fotoğraftır” desek bu doğal ilişkiyi abartmış olmayız. Ancak Türkiye’de fotoğraf bir haber/iletişim mecrasından çok bir güzel sanatlar alanı olarak anlaşılıyor. Elbette sanat ve fotoğraf ilişkisine dair pek çok cümle kurulabilir ama fotoğraf ve iletişim ilişkisini görmezden gelerek fotoğrafı kavrayabilmek mümkün olmaz. Türkiye’deki fotoğraf eğitimine bakınca şöyle bir manzara görüyoruz. Habercilik öğreten üniversitelerde haber fotoğrafçılığı neredeyse yardımcı ders mahiyetinde. Güzel sanatlar eğitimi veren akademilerde ise fotoğraf çok daha önem taşıyan bir bölüm olarak çıkıyor karşımıza. 2016 yılında haber fotoğrafının dünyadaki en önemli birkaç etkinliğinden biri olan Perpignan - Visa Pour L’image’da genç foto muhabirlerine yönelik eğitim veren kurumların katılımıyla bir hafta süren bir seminer yapıldı. Ben bu etkinlikte Galata Fotoğrafhanesi Basın ve Belgesel fotoğraf programı öğrencileriyle birlikte eğitmen olarak yer aldım. Fransa, Almanya, İspanya, Rusya’dan gelen katılımcılar ise lisans ve lisansüstü düzeyde haber fotoğrafçılığı eğitimi veren üniversitelerin tam zamanlı öğrencileri ve akademisyenleriydi. Neredeyse yüz yılı aşan süreden beri bu ülkelerden dünyaya görsel haber servis eden ajanslarla bizde yeni oluşum halindeki fotoğraf ajanslarının arasında büyük farklar olduğu açık. Hal böyle olunca, dünyadaki foto muhabirlerinin ve haber fotoğraflarının pazarı, daha doğrusu fuarı sayılabilecek Perpignan’da Türkiye’den sadece birkaç foto muhabirinin işlerinin yer alabildiği gerçeğini de eklemek gerek. Kolektif fotoğraf ajanslarının Türkiye’de ve dünyada geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bu konuda gayet iyimser olduğumu söyleyebilirim. Dünyadaki ve Türkiye’deki yeni dönem fotoğraf kolektifleri ve bağımsız ajansların duyarlı bir yaklaşımla sorumlu habercilik yapma potansiyellerinin yüksek olduğunu, haberin özgür dolaşımını sağlayabilecek donanımları bulunduğunu, meslek etiği konusunda tutarlı davranmaya çalıştıklarını biliyorum. Dünyadaki ajanslar ile bizdeki girişimler arasında açık bir makas bulunduğu aşikar. Ancak bu makasın kapanma potansiyelinin gayet yüksek olduğunu düşünüyorum. Her şeyden önce genç görsel haberciler yereldeki bir haberi bile küresel uzantılarıyla değerlendirebilecek donanıma ve vizyona sahipler. Gel gör ki haber fotoğrafçılığının sadece foto muhabirinin işi olmadığını, editör ve tasarımcıyla birlikte işleyen görsel habere saygılı bir yayın mecrasına ihtiyaç duyulduğunu yüksek sesle söylemeliyiz. Fikir ve sanat eseri kapsamındaki görsellerin sahibi olan foto muhabirinin haklarının gözetilmesi, itibarının yüksek tutulması gerektiği konusunda fikir birliğine ulaşmalıyız. Böylesine bütünlüklü bir yapının inşa edilmesinde, Türkiye’den küresel dolaşıma çıkabilecek görsel haberlerin ve hikayelerin çoğalmasında bağımsız ajansların çok önemli rol üstlenebileceğini düşünüyorum.

.

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola