DERGİ

Mahpus Kuşlar

 “Kuşlar mı daha iyi anlar mahkumları yoksa mahkumlar mı kuşları? Bir yanda, bir o yana bir bu yana uçuşup duran yersiz yurtsuz kuşlar, diğer yanda dört duvarı kendine mecburi yurt edinmiş insanlar... Yaşamlarıyla, bir kaderin ortaklığında, gökyüzüyle yeryüzü arasında bir yerde dolanıp da dururlar. Biri diğerine aile, diğeri öbürüne umut...”

 Röportaj: Fatmanur Boylu

Sabah Gazetesi Fotoğraf Editörü Kutup Dalgakıran 5 yıldır Türkiye’deki hapishanelerde beslenen kuşları fotoğraflıyor. “Mahpus kuşlar” adını koyduğu belgesel fotoğraf serisi ile Dalgakıran, alışıldık dramlara farklı bir açıdan bakıyor.  

İlk olarak 1996 ile 1998 yılları arasında 12 farklı cezaevinde fotoğraflar çektiğini ve oradaki yaşamı belgelediğini dile getiren usta foto muhabiri, “O dönemde dikkatimi çekmişti.  Hapishanelerdeki kuşlar. Sonrasında özel olarak bu konuyu ele almak istedim. Adalet Bakanlığı da projeye sıcak yaklaştı, onlarında katkısı büyük. Bakanlığın izni olmasa asla hayata geçemezdi bu çalışma” sözleriyle projesinin doğuş noktasını aktardı. 5 yılda “Mahpus Kuşlar” için 10 farklı cezaevinde deklanşöre basan Dalgakıran, “Maltepe Çocuk, Metris, Bakırköy Kadınlar, Çorlu, Edirne, Kırklareli, Paşakapısı, Buca, Şakran, Sincan cezaevlerinde onlarca koğuşta yüzlerce kuş gördüm” dedi.  

 

DÖRT DUVAR ARASINDA KUŞLAR GİBİ OLMA ARZUSU

İşte usta foto muhabiri Kutup Dalgakıran’ın sözleriyle “Mahpus Kuşlar”;

“Dört duvar arasında cezalarını doldurmaya çalışan mahkumlar için gökyüzü, her mevsim en sıcak çatıdır hiç kuşkusuz. Özgürce uçan kuşlarsa, bu çatının en güzel sesi. Hepsi bu sese bir şarkı olup, takılıp kanatlarına, uçup gitmek isterler mahpus oldukları duvarlar arasından. Belki de bu hayaller ve “kuşlar gibi” olmak arzusu ile başlamıştır kuşçuluk hikayeleri.

Bu hikayeleri karşı duyulan merakla birlikte Adalet Bakanlığı’ndan izin alıyor, Bakırköy Kadın Cezaevi ve Metris 1 numaralı T tipi cezaevindeki koğuşlarında kuş yetiştiren mahkum ve tutuklular ile görüşüyoruz. Alınan izin, mahkumların suçlarının deşifre edilmemesi koşulu ile veriliyor. Fotoğrafları ise rızası olanlardan yazılı izin alınarak çekiliyor.

 

KUŞLAR YALAN SÖYLEMİYOR, KAÇMIYOR DA

İnfaz memurları eşliğindeki cezaevi yolculuğum göz taramasının da yapıldığı sıkı bir güvenlik kontrolünden sonra başlıyor. Önce Bakırköy Kadın Cezaevi’nde A7 koğuşuna giriyorum; kilitli kapı açılıyor. İnfaz memurları içeri girip kadınların ‘uygun’ olup olmadıklarını kontrol ediyor. Ben de pembe duvarlı ve koyu pembe demir kapılı koğuşun önünde kadınların ‘uygun’ olmalarını bekledim. Koğuş iki katlı, altta günlük hayatın geçtiği kapalı ortak alan, havalandırma ve ikişer kişinin kaldığı 6 oda var. Üst katta da 6 oda bulunuyor.

 

Görevli memur elindeki listeye bakarak kuş sahibine sesleniyor. Birkaç dakika sonra, kızını görücüye çıkaran anne edasıyla genç ve güzel bir kadın elinde kuş kafesiyle basamakların başında beliriyor. Bozuk bir Türkçe ile “Bu Luka” diyor. (Luka, Portekizcede ‘deli’ anlamına geliyor) Brezilyalı eski bir manken olduğunu öğrendiğim Destine Aguzino 3 yıldır cezaevinde. “4 yıl daha var’’ diyor ve devam ediyor: “Luka en iyi arkadaşım. Onunla konuşuyor, söyleyeceklerimi ona anlatıyorum. Bana yalan söylemiyor, kaçmıyor da… Zaman onunla daha kolay geçiyor.’’ Luka’nın yalnız olduğunu ve ona bir eş istediğini, böylece onun daha mutlu olacağını da söylüyor Destine ve onca ihtiyacının arasında tek istediği Luca’ya bir kafes…  Brezilyalı eski manken cezasını çektiği cezaevinde etkinlikler çerçevesinde defilelerde mankenlik de yapıyor. Kurum içindeki en son defilede gelinlik giymiş. Bir yandan eski, şaşalı günlere bakıp iç geçirirken, ‘’İyi ki Luka var’’ diyor.

 

BÜTÜN VARLIĞIM ÇAPKIN

Başka bir demir kapı ardındaki Yıldız A. ise C7 koğuşundan. Pembe dantelli perdeli odasında, beline kadar uzanan sarı saçları ve masmavi gülen gözleriyle karşılıyor bizi. Can yoldaşı dediği ve ‘bebişkom’ diye çağırdığı Çapkın ise 6 aylık bir muhabbet kuşu. 21 yıl önce cezaevine düşen Yıldız, şöyle konuşuyor: “O zaman bir çocuktum. Burada büyüdüm. Kaç kuş geldi kaç kuş geçti unuttum. İki kez müebbet aldım. Daha kaç yıl buradayım, ölür müyüm kalır mıyım, bilmiyorum.’’ Ne arayanı ne de soranı olduğunu söyleyen Yıldız, dört duvar arasında geçen zamanda yaşını bile unutmuş. ‘’Bütün varlığım Çapkın. 24 saatim değil, 48 saatim onunla. Dibimden ayrılmıyor velet. Mektup bile yazdırmıyor. Kalemi ısırıyor, çayımı içiyor…” Yıldız, bizi uğurlarken kuşuna sesleniyor ve havaya fırlatıyor: ‘’Annem, bebişkom ‘güle güle’ de abiye…’’ Kapanan kapının ardından kilit sesi yankılanıyor…

 

Bazı mahkumlar besledikleri kuşları sevgili, kardeş ya da evlat yerine koyarken bazıları bundan kaçıyor. ”Çok sevdiğim birinin yerine koyduğumda, o kuş ölürse o zaman yıkılırım’’ diyenler de var. Bunlardan birisi C6 koğuşundan Tülin B. 25 yıllık cezasından, 18 koca yıl daha onu bekliyor. İki muhabbet kuşu var. Yeşil olanın adı ‘Umut’, mavi olanınsa ‘Şans’. Şans, iki aylık ve cezaevinde dünyaya gelmiş. Şans’ın yumurtadan çıkışı koğuşta yaşanan en heyecanlı olaylardan biri olarak anlatılıyor. Koğuşta üçüncü kuşa izin verilmiyor. Şans yumurtadan çıktıktan sonra eş olan iki kuştan biri olan ‘Tombul’ zorunlu olarak eve gönderilmiş. Tülin gönderilen kuş Tombul için, “Benimle yemek yer, kitap okurken üzerinde dururdu. Ne istediğini anlardım. Bir süre hastalığını da anlar duruma geliyorsun’’ diyor. Şans’ın yumurtadan çıkışının olay olduğunu söyleyen Tülin, sözlerine devam ediyor: ‘Hepimiz kafesin etrafındaydık. El bebek gül bebek büyüdü. Onları çok seviyoruz. Bize arkadaşlık ediyorlar. Ancak birinin yerine koymuyorum. Daha uzun süre burdayım. Çok sevdiğim birinin adını verdim diyelim. Zaten dört duvar arasındayız. Öldüğü zaman büyük üzüntü yaşarız. Bu yüzden sevdiklerimin adını koymadım.”

 

SARHOŞ OLUP BANA BAĞIRMIYOR

C14 koğuşundan Anıl ve Tolga ile tanışıyoruz. İkisi de 4 aylık. Kuşları besleyen mahkum, ‘’Benimle ilgili bir şey yazmayın. Kuşların fotoğraflarını çekin bir de isimlerini yazın. Unutma Anıl ve Tolga… Anlarsın sen ne olduğunu’’ diyor. Dominik Cumhuriyeti’nden Margerita, kaldığı iki kişilik odanın kapısından tuttuğu kuşu uzatarak “Bu en iyi arkadaş. Gürültü yapmıyor. Sarhoş olup bana bağırmıyor” diyor.

 

Kuşlar da cezaevi değişiklikleri sırasında mahkumlarla birlikte nakil oluyorlar.Ömürleri yettiği kadar kuşlar da bir cezaevinden diğerine taşınıyor. Ya da Mahkumla birlikte o da tahliye oluyor. Kırklareli Açık Cezaevi’nde denk gelmiştim. Maltepe Kapalı Cezaevinden yapılan nakil sırasında getirilen eşyaların arasında bir kuş kafesi vardı. Mahkumların nakil işlemi yapılıyordu. Kafesteki kuş da yeni bir hayata sahibi ile başlayacaktı.

 

BİRİ AİLE, DİĞERİ UMUT

Erkekler kadınlardan daha tutkulu kuş besliyor. Hatta kuşları vücutlarına dövme olarak yaptıranlar var. Metris Cezaevi’nde beni en çok etkileyen tutukluların şu sözleri oldu: ‘’Biz zaten dört duvar arasında mahpusuz. Bu kuş bari özgür olsun. Bu koğuşta kuşumuz misafir. 3 ay önce avluya geldi. Bir daha da gitmedi. Onun kafesi yok. İstediği yerde takılıyor. Adını ‘Özgür’ koyduk. Koğuşu temsil ediyor.” (Metris Cezaevi’nde sadece davaları kesinleşmemiş tutuklular bulunuyor. Hüküm giyenler başka cezaevine nakil oluyor) Gerçekten de kuş bir yere gitmiyor. Koyduğun yerde duruyor. Koridora açılan kapıdaki kapağın üzerine konuyor. Öylece poz veriyor. Kaçıp gider diye endişeleniyorum. “Yok, bizi bırakıp bir yere gitmez” diyor tutuklular.

 

Kuşlar mı daha iyi anlar mahkumları yoksa mahkumlar mı kuşları? Bir yanda, bir o yana bir bu yana uçuşup duran yersiz yurtsuz kuşlar, diğer yanda dört duvarı kendine mecburi yurt edinmiş insanlar... Yaşamlarıyla, bir kaderin ortaklığında, gökyüzüyle yeryüzü arasında bir yerde dolanıp da dururlar. Biri diğerine aile, diğeri öbürüne umut...

 

KAFES VE KUŞ SAYISINI İDARE BELİRLİYOR

Türkiye de 359 cezaevinde, 185 bin 37 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Bunlardan 176 bin 10’u erkek. 6 bin 608’i kadın ve 2 bin 4018’i de çocuk. Hükümlüler, oda sistemine geçmiş ceza infaz kurumlarının koğuş, oda ve eklentilerinde, bir adet kafes ile bir çift kanarya, bülbül veya muhabbet kuşu gibi küçük kafes kuşu bulundurabiliyor. Henüz oda sistemine geçmemiş diğer ceza infaz kurumlarında, kafes ve kuş sayısı idare tarafından belirleniyor. Koğuş veya odada kuş bulundurulabilmesi için, birlikte kalan hükümlülerin rızalarının alınması gerekiyor.

 

İkiden fazla kuş beslemek ise yasak. Yumurtadan çıkan kuş ile birlikte koğuştaki kuş sayısı ikiden fazla olursa bir tanesine yol görünüyor. Fazla olan, eve veya bir başka koğuşa  ‘evlatlık’ veriliyor. Geçmişte mahkumlar tarafından haberleşmede kullanıldığı için güvercin beslemek de yasak. Küçük kafese giren kuşlar dışında diğer bütün hayvanlar yasak. Dolayısıyla mahkumların çok talep ettiği kedi ve köpek de yasak.”

 

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola