DERGİ

Meclis’e bomba hayallerimizde bile yer almadı...

Milliyet Gazetesi'nin usta Foto Muhabiri Mustafa İstemi, meslek hayatında darbe ve darbe girişimlerine tanıklık etti.

27 MAYIS’TA RADYO ANONSU

27 Mayıs 1960 sabahı radyodan darbe bildirileri yayınlanıyordu. Sokağa çıkma yasağı tekrarlanıyordu. Vatan Gazetesi’nin stajyer çalışanıydım. Gazeteci büyüklerim ise haber ve fotoğraf peşinde koşuşturup duruyorlardı. Benim görevim karanlık odaydı. Ara sıra Beyazıt Meydanı’na gidip kalabalıklara katılıyordum. İlk günler insanlar tankların üzerinden inmiyordu. Asker meydanların gözbebeğiydi adeta. Vatan Gazetesi’nde foto muhabiri olarak ilk işim, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in İstanbul'a gelişiyle oldu. Yanılmıyorsam 1960 yılı Temmuz ayıydı. Editörüm Hilmi Şahenk fotoğraf makinesini bana verirken kısa bir tanıtım yapmıştı, benden beklentisi Cumhurbaşkanını kalabalıklarla birlikte çekmemdi. 

CEMAL GÜRSEL’E SEVGİ GÖSTERİSİ

Görev alanım, Aksaray'dan Beyazıt Meydanı’na kadar olan güzergahtı. Cumhurbaşkanı ve Hükümet Başkanı Cemal Gürsel, açık araba üzerinde, ayakta halkı selamlayarak geliyordu. Önden, yandan arkadan fotoğraflıyordum. Beyazıt Meydanı’na kadar makam arabası ile birlikte koştum. Arabanın çevresinde koruma da yoktu. Öyle kalabalık koruma ordusu anlayışı da o zaman yoktu. Halk kaldırım kenarlarında Gürsel'e büyük sevgi gösterisinde bulunuyordu.

CUMHURİYET’E TRANSFER OLDUM

Gazeteye döndüm. Film yıkandı, bir aferin aldım. O sırada Cumhuriyet Gazetesi’nin Fotoğraf Editörü Selahattin Giz odaya girdi. Arabasının bozulduğunu Gürsel'i takip edemediğini söylüyordu. Benim filmin yarısı kendisine verildi. 15 gün sonra Selahattin Giz'den bir telefon aldım beni çağırıyordu. Cumhuriyet Gazetesi’ne transfer olmuştum. Bir yıl sonra Ankara Bürosu’na tayinim çıkacaktı. Geliş o geliş.

1961’DEN BU YANA BAŞKENT’TE

1961 yılından beri Başkent Ankara'da büyük gazetelerde çalıştım ve yaşanmış tüm olayların yakın takipçisi oldum. 8 Cumhurbaşkanı ile çalıştım. Görev yerim Meclis olduğu için 9. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çalışma imkanım olmadı. Yine 27 hükümetin kuruluşu ve çalışmasını yakından izledim ve 5 yıl üzeri Başbakanlık yapan İsmet İnönü, Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal'ı binlerce kez fotoğrafladım.

22 ŞUBAT 1962

Kara Harp Okulu Komutanı Talat Aydemir'in 1963 darbe hareketinden önce 22 Şubat 1962 yılında da darbe kalkışması olmuştu. Kara Harp Okulu önündeki tank dışında Çankaya Köşkü Kavşağı’nda da bir tank namlusunu köşke çevirip nöbete girmişti. O zaman Başbakan İsmet İnönü hemen, Opera Köprüsü’ne gelmeden Ulus istikametine doğru sağ taraftaki üç katlı binada bulunan Hava Kuvvetleri komutanlığındaki, komutan ve üst rütbeli subayların 1960 darbe harekatının amacına ulaşmadığı düşüncesinde ve huzursuz oldukları biliniyordu. Başbakan İnönü burada saatlerce komutanları ikna etmeye çalışmış, sonunda bir kalkışmadan vazgeçirmişti. Talat Aydemir ve arkadaşları ceza almamış affedilmişti. Aynı Talat Aydemir bir yıl sonra 21 Mayıs 1963'te o zaman ki tabirle ihtilal teşebbüsünde bulunacak, başarılı olamayacak, tutuklanacak ve cezası da idam olacaktı.

KANLI DARBE GİRİŞİMİ 1963

Size bir darbe hareketinin pek bilinmeyen kısmını özetle açıklamak istiyorum. 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasında akıtılan kan, biri hariç hiç bu kadar yaşanmadı. 21 Mayıs 1963 sabahı Talat Aydemir'in kalkıştığı darbe hareketinin kanlı bölümünü izleyen tek gazeteci bendim. Akay Kavşağı, İnönü Bulvarı üzerinde 28. Tümen' e mensup askeri birlik, Genelkurmay istikametine doğru hareket halindeyken jetlerin dalış yaparak açtıkları ateş sonucu 7 asker hayatını kaybetmiş ama birçok asker de yaralanmıştı. Yanlış bir istihbarat veya jetlerin geç gelişi, darbe hareketine katılan silahlı Kara Harp Okulu öğrencileri yerine Hükümet yanlısı askeri birliği mermi yağmuruna tutmuştu. Asıl hedef Kara Harp Okulu öğrencileriydi. Öğrenciler süratle İnönü Bulvarı’nı terk edip Meclis bahçesinde sipere yatmışlar, İçişleri Bakanlığı’na o sırada gelen ve bina sütunlarını siper eden askerlerin üzerine de kurşun yağdırıp dağılmalarına yol açmıştı. Kara Harp Okulu’na doğru çekilmişlerdi. Onların çekilmesi ile Akay Kavşağı’nda bulunan, o zamanki Orman Bakanlığı önünde bekleyen 28. Tümen’e ait birlik İnönü Bulvarı üzerinde yürüyüş halindeyken jetlerin hedefi olmuşlardı. Yani kırmızı kuvvetler, kırmızı kuvvetleri taramıştı. Ölenler o zaman Anıtkabir'in bahçesinde mezarı bulunan 4.Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in yanına gömüldüler.

12 EYLÜL, PİRİNÇ KAPI ÖNÜNDE ASKER NÖBETİ

12 Eylül 1980 Darbesi’nde ise, sabaha karşı Milliyet bürosunda toplanmıştık. Sabah ışıkları ile Kızılay Meydanı’na bakan pencereden bir tankın tüm haşmeti ile durduğunu görmüş fotoğraflamıştım. Sonra yasak olmasına rağmen elde makine sokağa çıktım. İlk aklıma gelen Başbakanlık oldu. Ulaştığımda Başbakanlığın sarı pirinç kapısının kapalı olduğunu önünde de bir askerin nöbet tutuğunu gördüm. Tarihe bıraktığım diğer fotoğraflarla birlikte Başbakanlık kapısı kapalı önünde asker bekleyen tek fotoğrafı ben çekmiş oldum.

EVREN BAŞBAKANLIK’TA

Bir kaç gün sonra Başbakanlığın kapıları açıldı. İçeride yapılan kontrol ve temizlik bitmişti. Önünde medya mensupları nöbete girmiştik. İlk gelen siyah makam arabasından Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı Kenan Evren indi. Merdivenleri hızlı bir şekilde tırmandı. Basamakların sağında ve solunda dizilmiş polislerin selamına karşılık verdi. Başbakanlığa girdi. Arkasında Milli Birlik Komitesi üyesi Kuvvet Komutanları geldiler ve onlar da içeri girdiler. Beklemeye başladık. Gözüme takılan bir fotoğraf vardı. O güne kadar ilk kez tanık olmuştum. Kenan Evren'in i makam aracının plakasında Cumhurbaşkanlığı forsu, üst kısmında da Genelkurmay Başkanı’nın ''Forsu'' 4 yıldız bulunuyordu. Bu tabloyu bir daha görmeyeceğimi bildiğim için o fotoğrafı bugünlere, tarihe, taşımış oldum.

15 TEMMUZ KALKIŞMASI

15 Temmuz darbe kalkışması gecesi, ne yazık ki yıllarca gece-gündüz yanımda taşıdığım ama son beş yıldır bu gece bir darbe olursa makinem olmayacak korkusuna rağmen, Meclis'teki dolabıma bıraktığım fotoğraf makinem o gece yanımda yoktu. Herkes darbenin şokunu, ağırlığını, üzüntülerini yaşarken ben o geceyi Meclis'ten uzakta, fotoğraf makinem olmadan tarif edilemez bir üzüntü içinde sadece seyrettim. Meclis'e girme çabalarım sonuç vermedi. 15 Temmuz darbe gecesini yaşamış ama fotoğraf çekememiştim. Ertesi gün Meclis'in bombalanmış harap olmuş görüntüsünü görünce 31 yıl gidip geldiğim, son 22 yıldır direkt görev yaptığım Meclis'in bu hale geleceği yaptığımız sohbetlerde, şakalarda, esprilerde bile hiçbir zaman yer almamıştır.



ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola