DERGİ

Namıdiğer "At Fotoğrafçısı"

Fotoğraflarına yansıyan hayatını adadığı tutkusu “Atlar.” Kadir Çivici, bu alanda dünyanın sayılı isimleri arasına girmeyi başaran bir isim. Yaptığı işe olan bağlılığını, “Bana ‘At fotoğrafçısı’ diyorlar. Mutlu ediyor iki sevdiğimin yanyana bana yakıştırılması” sözleriyle anlatıyor.

Röportaj: Fatmanur BOYLU

 

Fındık bahçelerinde atlarla büyüyen ve amcasının evinde süs diye konulan Zenit marka fotoğraf makinasıyla geleceğinin temellerini atan Kadir Çivici, atları ve fotoğrafı bir araya getiriyor. Dostları tarafından “At Fotoğrafçısı” diye tanıtılan Çivici bundan büyük memnuniyet duyduğunu ve insanlar gibi karaktere sahip olduğunu söylediği atlarla vakit geçirmenin benzersiz bir duygu olduğunu da ifade ediyor. Çivici, her fotoğrafçının en az bir gününü bu asil hayvanlarla geçirilmesi gerektiğinin de altını çiziyor.

 

İşte Kadir Çivici’nin ‘terapi’ dediği mesleği…

Dünyanın en güzel ve asil hayvanlarından biri olan atlarla ilgili konuşmadan önce biraz bize kendinizden bahseder misiniz?

1980 Ünye doğumluyum. Trakya Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler okudum. Okul yıllarında arta kalan zamanlarımı değerlendirerek yerel bir gazetede muhabirlik yapmaya başladım. Üniversite bitince de yine bir süre İstanbul’da yerel gazetede muhabirliğe devam ettim. Bir süre burada çalıştıktan sonra tabiri caizse artık piştiğimi belirten ve o dönem Akşam Gazetesi’nde Yurt Haberleri Müdürü olan kıymetli büyüğüm Şaban Arslan’ın da teşviki ile Sabah Gazetesi’nde polis muhabiri olarak göreve başladım. Çocukluğumda iç içe olduğum atlarla yeniden bir araya gelmem ise 2005 yazına rastladı. 12 yıldır atlarla içiçeyim ve onların dünyasını yansıtmayı seviyorum.

 

FINDIKLARI ATLARLA TAŞIRDIK

Atlara olan merakınız çocukluğunuzdan mı geliyor? Doğup büyüdüğünüz yerlerin hayatınızın akışına ilham verdiği oldu mu? Karadenizli olup da at sevmeyen ya da atı olmayan yoktur sanırım. Tabi bu söylediğim kırsal kesimde yaşayanlar için geçerli. Bizim de fındık bahçelerimiz var ve bu fındıkları atlarla taşıyorduk. Dolayışıyla atlarla iletişimim çocukluk yıllarına dayanıyor diyebilirim.

 

Başarınızda atların katkısı yadsınamaz. Fotoğraf ve atlar ayrı olarak merak edilen, emek isteyen konular. İkisini nasıl birleştirmeye karar verdiniz?

İnsan sevdiği işi sevdikleriyle birleştirince çok mutlu oluyor ve bu mutluluk işinize de yansıyor. Fotoğrafa merakım yine çocukluk yıllarına rastlıyor. Amcamın Zenit marka fotoğraf makinesi evlerin bir köşesini yıllarca obje olarak süsledi ve ben de orada ilk kez gördüğüm fotoğraf makinesi ile tanıştım. Atları ve fotoğrafı birleştirerek kitlelere bakış açımı yansıtmaya başladım.

 

ATLARIN TAŞIDIĞI ZERAFET

Atlar ve binicilik ile ilgili fotoğraflarınızdan, sergilerinizden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

At sevmeyen insana hiç rastlamadım. Başlı başına estetik bir zarafet olan atlar, fotoğraflarda da mükemmel sonuçlar veriyor. Yeter ki siz farklı bir güzellik katma gayreti içinde olun.  Çevremde bu güzelliklerin hayranı çok insan var. Atları seven atlara aşık olan… Ben fotoğraflıyorum onlar beğeniyor.

 

At fotoğrafçılığı ilk duyulduğunda kulağa ilginç ve zevkli geliyor? Fotoğraf çekerken başınıza ilginç bir olay geldi mi? Zorluk yaşadığınız noktalar neler?

At fotoğrafçılığı diye tabir etmek bu mesleği gerçekten kulağa hoş geliyor. Mesleğin içini dolduran insanlardır. Çevremdeki dost ve arkadaşlarım beni tanıştırırken ödüllü at fotoğrafçısı olarak lanse ediyorlar, bu  da çok güzel bir duygu.  Atların da pasaportu var yani kimlik kartları. İnsanlar nasıl ki biometric fotoğraf çektiriyor, atların da kimlikleri için mutlaka olması gereken özel bir duruş fotoğrafı gerekiyor. Sola doğru yan çevrilerek, diğer yandaki ayaklar içerde, baş hafif bize dönük, kulaklar, dil ve dış formu estetik olması gerekiyor. Bu tarz bir fotoğraf çekebilmek bazen saatler sürebiliyor.

 

İNSANLAR GİBİ KARAKTERLERİ VAR

Bir köşe yazınızda “Karşımızda duran bir atı fotoğraflamak kolaydır. Ancak onun hissiyatını yansıtmak başlı başına bir gözlem ve sabır gerektirir. Atların, insanlarla ve birbiriyle iletişimini estetik bir şekilde fotoğrafladığım zaman kendimi mutlu hissediyorum” demiştiniz. Atları fotoğraflamak kadar tanımak da önemli.. Bu konuda çalışmalarınız var mı?

Her at insanlar gibi karakter sahibidir. Kimi hırçın kimi meraklı kimi utangaç kimi heyecanlı. Bir atı sevmeden önce bile sorarız, sakin mi ısırır mı diye. İşte bu noktada karakterleri ortaya çıkıyor. Ben de çekim yaparken atların özelliklerini göz önünde tutarım. Mesela koşmayı seven bir at ya da ani reflex göstererek şahlanan ya da yön değiştiren atları çekmek için extra ekipman ya da duruş belirlerim. Sakin bir atsa çekeceğim yakın plan ve mimiklerine odaklarınım.

 

ÇÖLDE ARAP ATLARINI FOTOĞRAFLADIM

Yurt içi ve yurt dışı gezileri yapıyor musunuz? Özellikle atlar için gittiğiniz yer var mı?

Atlar benim yaşam biçimim diyebilirim. Öyle ki tüm planlarım atçılık faaliyeti üzerinedir. Ülkemizde hala hipodrom, at yetiştirircik çiftlikleri ve atçılık faaliyetlerini takip ediyorum. Yurt dışı seyehatlerimiz oluyor. İnternetten fotoğraflarımı takip eden bir atsever beni Birleşik Arap Emirlikleri’ne davet etti. Çöle gidip arap atlarını orada fotoğraflama şansı buldum.

 

Sizi, çektiğiniz bütün fotoğrafların mutlu ettiğini düşünüyorum. İçlerinden “İşte bu fotoğrafı çekerken çok mutlu ve huzurluydum” dediğiniz özel bir an ya da fotoğraf var mı ?

Psikolojik fotoğraflar çekmeye gayret ediyorum. Kafamda çekmeden önce tasarladığım bir fotoğrafa yakın bir fotoğraf çekersem o beni mutlu ediyor. Her fotoğrafçının mutlaka bir günün atlara ayırıp onların gizemli dünyasını fotoğraflamasını isterim. Bu eşsiz terapi ile kendilerini çok huzurlu hissedeceklerdir.

 

 

 

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola