DERGİ

O gece, ölüm çok yakındı...

Rıza ÖZEL anlatıyor... Hürriyet Gazetesi Foto Muhabiri Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı

Alçaktan uçan jetler bozuyordu, Başkent semalarının sessizliğini. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bürodan gelen telefonla Genelkurmay Kavşağı’na geçtim. Genelkurmay Başkanlığı binasını, polis araçlarının yanıp sönen ışıkları aydınlatıyordu. Henüz hiçbir şey belli değilken toplanmaya başlayan insanlar, darbe dedikodularıyla isyan ediyordu. Üzerinde “Che Guevara” tişörtü olan da, ak sakallı ihtiyar da, göbeği açık jean pantalonlu genç kız da, başı kapalı genç kız da aynı tepkiyi gösteriyordu. Genelkurmay’dan gelen silah sesleri karşısında polisler, yavaş yavaş artan kalabalığı uzak tutmaya çalışıyordu. Açılan ateşle polisler ve vatandaşlar yerlere uzanıyordu.

TANKLAR EZİP GEÇİYORDU
Bir anda bulunduğumuz noktadan birkaç yüz metre ileride Atatürk Bulvarı’ndan gelen gürültülü tank sesleriyle insanların tepkisi daha da arttı. Bulvarda kendilerini durdurmaya çalışan vatandaşların üzerine sürülüyordu. Araçları, elektrik direklerini, ağaçları ezip geçiyordu koca demir yığınları. Gözümü vizörden ayırmadan deklanşöre basıyordum. Fotoğraf makinemin kaydettiği her bir kare, dehşet vesikasıydı. Bir grubu Çankaya Köşkü’ne doğru giden tankların bir bölümü de polis araçlarını ezip geçerek Genelkurmay Başkanlığı önüne doğru hareket etti. Koşarak Genelkurmay Başkanlığı önüne gittiğimde hiç kimse yoktu henüz. Sonrasında sanıyorum, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çağrısının ardından kalabalığın sayısı bir anda arttı.

YANI BAŞIMDA ÖLDÜ
Genelkurmay Başkanlığı önünde etraflarını kuşatan kalabalığı korkutmak için tanklar gürültülü sesleri ile ileri geri hareket ediyordu. İnsanlar bedenlerini koca cüssesine siper ettikleri tankların üzerine çıkmaya çalışıyordu. Bu sırada nizamiyeden açılan ateşle onlarca insan yaralandı. Bir taraftan yaralılara müdehale eden halkın tepkisi daha da artmıştı ki bu kez nizamiyeden insanların üzerine yeniden ateş açılmaya başlandı. Bu kez hemen yanı başımdaki bir adam karnına aldığı mermi ile yere düştü, ölmüştü. Birkaç metre ötemdeki gençse ayağından yaralandı. Fotoğraflarıma yansıyan dehşet giderek artıyordu. Savaşlarda, çatışmalarda görev yapmıştım ama ilk kez hayatımda bu kadar ölüme yaklaştığımı hissediyordum. Gelen onlarca telefon çağrısının yalnızca birine cevap veriyordum, onu da anlamsız veda cümleleriyle kapatıyordum.

İLK BOMBADA CAMLAR PATLADI
Elimdeki fotoğrafı gazeteye ulaştırmanın bir yolunu ararken Meclis’e geçtim. Orada karşılaştığım Anadolu Ajansı Foto Muhabiri Bülent Uzun’la birlikte bir süre yalvarıp yakarmadan sonra Meclis’e girdik. İçeride her partiden az sayıda milletvekili ve Başkan İsmail Kahraman vardı. Genel Kurul Salonu’na doğru inmeye çalışırken uçakların attığı, Meclis bahçesine düşen ilk bombanın etkisiyle muhalefet kulisinin yakınındaki bütün camlar, sıvalar, çerçeveler birkaç metre ötemde patlamıştı. Orada duran yalnızca bir polis vardı, dışarı doğru koşarak bembeyaz toz bulutu içinden haykırıyordu, “Kimse var mı? Hayatta kimse var mı?”

MECLİS BOMBALANDIĞI ANDA
Genel Kurul Salonu’na ulaştığımda ise vekiller, hem tepki gösteriyor, hem birlik mesajlarıyla darbeye karşı çıkıyordu. Dışarıdan gelen yoğun çatışma sesleri ve bombaların dehşeti içinde vekillerle birlikte sığınağa indik. Ellerinde ağır silahlı polisler, sağa sola koşarken çatışma sesleri giderek artıyordu. Sonradan helikopterin meclisi ateş altına aldığını öğrendim. Tekrar fotoğrafları geçmek için Bülent Uzun’la birlikte Genel Kurul Salonu’na çıktığımızda basın kulisinde kimsenin olmadığını gördük. Bu sırada Meclis’in ana binası jetlerin hedefi oldu. Buranın güvende olmadığını anladığımızda tekrar sığınağa inmeye karar verdik. İçeride kalan bilgisayarımı almak üzere Genel Kurul Salonu’nda bir süre oyalanmıştık ki Meclis ana binası bu kez jetler tarafından öylesine bombalandı ki şiddetle her yanı bir toz bulutu kapladı. O sırada karşılaştığımız aynı gazetedeki meslektaşım Rıfat Başaran’la karşılaştık. Sığınağa inerken gördüğümüz manzara ise hayretlere düşürüyordu bizi. Bilgisayarı almak için oyalanmasak atılan bomba ile çöken çatıdaki onlarca santim kalınlığındaki sıvaların altında kalacak belki de patlayan camlar üzerimize yağacaktı.

O GECE, ÖLÜM HERKESE ÇOK YAKINDI
Sabah gün ağarırken polislerin helikopter ateşi kesilmedi. Uyarılarına rağmen saklana saklana çıktığımızda yaşanılan dehşet daha da çarpıcı şekilde fotoğraflara yansıyordu. O gün 40 saati aşkın süre eve gitmeden görev yaptım. 15 Temmuz gecesi ölüm birkaç metre veya birkaç saniye, birkaç dakika uzaktı benim gibi her meslektaşımın, her vatandaşın, polisin, milletvekilinin...




ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola