DERGİ

OKYANUSU AŞAN GAZETECİ; MURAT GÜRGEN

Habertürk Muhabiri Murat Gürgen Atlas Okyanusu’nun yelkenli teknelerle doğudan batıya doğru geçildiği ARC (Atlantic Rally for Cruisers) yarışına katıldı. Okyanusu aşan gazeteci yaşadıklarını Arif Akdoğan’a anlattı.

Röportaj: Arif Akdoğan

 

Yelken sporuna ilgin ne zaman ve nasıl başladı?

2003 yılında Star Gazetesi’nden istifa ettiğim günlerdi. Hazır işsiz kalmıştım. Yıllardır büyük ilgi duymama karşın bir türlü zaman ayıramadığım deniz kaptanlığı eğitimine başladım. İlk eğitimini Ankara Yelken Kulübü’nde aldım. Kulüp Ankara’da olunca, ilk duyduklarında insanların yüzünde gülümseme oluşuyor. Ama mesele öyle değil. Türkiye’de en fazla kaptan ehliyetine ve dalış brövesine sahip insan Ankara’da yaşıyor. Bu biz Ankaralıların denize duyduğu özlemden kaynaklanıyor olmalı. Ankara Yelken Kulübü’nde yaklaşık 3 ay süren teorik eğitimin ardından, Seferihisar’a giderek ilk yelken pratiğimi yaptım. Aynı dönemde Ulaştırma Bakanlığı’nın açtığı sınava girerek Amatör Denizci Belgesini ve Telsiz Operatörü Belgesini aldım. Artık denize çıkmaya, tekne kullanmaya hazırdım. Gerisi pratik uygulamayı geliştirmeye kalmıştı. Meslek hayatı sık sık denize açılmam önünde engel oluştursa da fırsat buldukça Marmaris’teki Gökova Yelken Kulübü’nün eğitim programlarına katıldım. Bu süreçte foto muhabiri arkadaşlarım  Ateş Tümer ile Ümit Bektaş ile de güzel bir ekip oluşturup birbirimizi motive ettik.

 

“BEN VARIM” DEDİM

Denize çıkmak başka, okyanus ise bir başka. Okyanusta yarışa katılmak nereden aklına geldi? Nasıl cesaret ettin?

Gökova Yelken Kulübü’nün kurucusu Cumhur Gökova Türkiye’nin en önemli denizcilerinden biri. “Hocaların hocası” olarak adlandırılıyor. Halen Türkiye’nin en deneyimli yelken eğitmeni. Daha önce tamamladığı 2,5 dünya turu ve defalarca Atlas Okyanusu geçişi var. Yaz başıydı, Cumhur Hoca Atlas Okyanusu’nda düzenlenecek Atlantic Rally for Cruisers (ARC) yarışına katılacaklarını söyledi. Duyar duymaz hiç düşünmeden “Ben varım” dedim. Açıkçası uzun süredir böyle bir maceraya atılmaya hevesleniyordum. Ayağıma kadar gelen bu fırsatı kaçıramazdım.

 

Yarış ekibi nasıl oluşturuldu?

ARC yarışına katılan tek Türk ekibiydik. Kaptanlığımızı Cumhur Hoca’nın 25 yaşındaki oğlu Tolga Gökova yaptı. Beraberinde Gökova Yelken Kulübü eğitmenlerinden Arda Yahyaoğlu da vardı. 8 kişilik takımımız tamamen gönüllü katılımcılardan oluşturuldu. Mersin Yelken Akademisi’nden Oytun Çalışlar ekibimizin bir diğer profesyonel yelkencisiydi. Ekibin geri kalanı ise tıpkı benim gibi amatör olarak yelken sporuna gönül veren Nilüfer Ayrancıoğlu, Gül Özdemir, Alper Onmuş  ve Hasan Beşer’in katılımıyla şekillendi.

 

20 YILDA İLK KEZ BİR AY İZİN ALDIM

Yarışa nasıl hazırlandın? Heyecan var mıydı?

Basın sektöründe çalışmak bilinmezleri beraberinde getiriyor. Aylarca içimde “Ya bir iş çıkarsa da gidemezsem?” endişesi vardı. Neyse ki yöneticilerimiz de benim bu maceraya gönül vermeme destek sağladı ve 20 yıldır ilk kez 1 ay izin alarak yola çıktım. Yarışta ayakta kalabilmek için formda olmak gerekiyordu. Son 3 aylık dönemde haftanın en az 4 günü ağır spor çalıştım. Yarışın startına günler kaldıkta heyecanım doruk noktasına ulaştı. 20 Kasım’da İspanya’nın Kanarya adası Las Palmas Limanı’ndan ayrılırken artık deyim yerindeyse dönülmez akşamın ufkundaydık. Vazgeçilemez bir yola girmiştik. Çünkü okyanusa açıldıktan sonra ne geri dönme ne de bir adaya ayak basma ihtimalimiz vardı. Artık heyecan bitmiş yerini yarış konsantrasyonu almıştı.

 

20 GÜN 11 SAAT 13 DAKİKA VE 4 SANİYE

Okyanusu geçmeniz ne kadar zaman aldı? Zorlu anlar yaşadınız mı?

Geçişi ortalama üç haftada tamamlamayı planlamıştık. Planlarımıza uygun bir sonuçla da tamamladık. Karayipler’deki St. Lucia adasındaki finiş şamandırasına ulaştığımızda 20 gün 11 saat 13 dakika 04 saniye geçmişti. ARC yarışı her yıl kasım-aralık döneminde düzenleniyor. Bunun nedeni, kasım ortasından itibaren Atlas Okyanusu’nun doğusundan batısına doğru alize rüzgarlarının esmesi.  “Ticaret rüzgarları” olarak da adlandırılan alizeler diğer dönemlere kıyasla daha güvenli seyir imkanı sağlıyor. Okyanusu batıdan doğuya güvenli geçebilmek için ise mayıs ayını beklemek gerekiyor. Her ne kadar güvenli geçiş dönemi de olsa fırtınalı saatlerle de karşılaştık. Okyanusta tek tehlike fırtına değil. Yüksek dalgalar dümen tutmayı oldukça zorlaştırıyor. Tankerlerden düşen konteynırlar beklenmedik kazalara sebebiyet verebiliyor. Bizim katıldığımız yarışta bir tekne bilinmeyen bir nedenle su alarak battı. Mürüttebat helikopterle kurtarıldı. Bir tekneye balina çarptı. İki teknenin direği, iki teknenin dümen palası kırıldı. Biz rüzgarın daha fazla olduğu ama riskin de arttığı kuzey rotasını takip etmiştik. Çok sayıda tekne daha güvenli olan güneyden gitmeyi tercih etti ama rüzgar yetersiz kalınca motor çalıştırmak zorunda kaldı. Uzun süre motor çalıştıran tekneler de mazotlarının yetersiz kalacağını düşünerek yakındaki adalardan ikmal yapmak ve bu nedenle de yarıştan çekilmek zorunda kaldı. Neticede yarışan 244 tekneden 50’si yarışı tamamlayamadı. Biz 20 günde sadece 11 saat motor çalıştırdık. Buna karşın 195 saate kadar motor çalıştıran tekneler vardı. Yarış sonunda motor çalıştırılan süreler toplam süreye eklendiğinden biz uzun süre yelken yapmamızın karşılığını aldık. 10. olarak kürsüye çıktık ve Türkiye’nin ismini yüzlerce seyircinin önünde anons ettirme başarısı gösterdik.

 

NE TELEFON SESİ NE HAVA KİRLİLİĞİ

Karaya ayak basmadan 20 gün geçirmek nasıl bir duygu?

Yarış başladığında tekneler burun buruna gidiyordu. Ertesi sabah ise ufukta ne bir tekne ne de bir kara parçası kalmıştı. Üç hafta boyunca karayı zaten hiç görmedik. Görebildiğimiz yelkenli sayısı 3, tanker sayısı ise 5’i aşmadı. Yemeğimize deniz suyu kattık. Bulaşığımızı deniz suyunda yıkadık, banyomuzu tekneden sarkarak yaptık. İlk bir hafta taze sebzeleri tükettik, sonrasında konserve bakliyat, makarna, pilav, ton balığı ile yolumuza devam ettik. Günler geçtikçe deniz üzerindeki hayatımıza iyiden iyiye alışmıştık. “İnsan kendisine suyun üzerinde de hayat kurabilir” diye düşünmeye başladım. Okyanusta ne telefon ne motor sesi ne hava kirliliği ne gürültü…. Sadece huzur vardı.

ONLINE BAŞVURU

Kategori

Fotoğraf Alt Yazısı

Çalıştığı Kurum

Fotoğrafınızı yükleyiniz

*jpeg

ÜYE GİRİŞİ

E-mail

Parola

Şifremi Unuttum

ÜYE OLMAK İÇİN BİLGİLERİ DOLDURUNUZ

Ad

Soyad

Çalıştığı Kurum

Telefon

E-mail

Parola